Arda Yavuz İle Mekansal Akustik Üzerine

Arda Yavuz İle Mekansal Akustik Üzerine

Akustik danışman olarak, felsefenizi nasıl tanımlarsınız?
“Ses” aslında hayatımın her döneminde önemli bir yer kapladı. Daha çocuk iken ailemle birlikte müzik toplantılarına giderdik. Burada profesyonel ve amatör sanatçılarla enstrümanlar çalınır, şarkılar söylenirdi. Babam keman ve ud çalardı, hem klasik batı müziği hem klasik Türk müziği eserleri icra ederdi. Evimizde veya misafirliklerde duayen sanatçıları canlı olarak dinleme şansım oldu sık sık. Bu haliyle ses, öncelikle “müzik” olarak hayatıma girdi. Sonrasında benim müzik yolculuğum başladı. Keman, piyano derken en sonunda gitarda karar kıldım. Besteler yapmaya başladım, lisede ve üniversitede müzik gruplarım oldu. Besteler yapar, Taksim ve Kadıköy’ de barlarda çalar, stüdyolara girer kayıtlar yapardık. Daha o zamanlar çaldığımız ve çalıştığımız ortamların akustik özellikleri ilgimi çekmeye başlamış, akustik yetersizlikler canımı sıkmaya başlamıştı. Sonrasında üniversitede gördüğüm “Yapı Fiziği” lisans dersinde sesin aslında bir bilim dalı olduğunu öğrendim. Bu bilim dalının adı; “Akustik” idi. Bunu öğrendikten sonra sesin peşinden gitmeye devam ettim, yüksek lisans ile birlikte akustik konusunda çalışmaya başladım ve felsefe olarak, kendimi farklı işlevli hacimlerde bilimin ışığında insanların akustik konfor gereksinimlerini optimum düzeye çıkarmaya adadım. İşinizi severseniz, onu iyi yapmak için her geçen gün biraz daha uğraşırsınız. Yaptığınız hatalardan ders çıkartırsınız, olumsuzluklara göğüs gerersiniz ve bunlar “tecrübe” olarak sizde birikir. Ve daha öğrenecek çok şeyiniz olduğunu bilirsiniz. Sanırım benim felsefemi de, daha iyi işler başarabilmek için içimdeki çocuğun öğrenme arzusuna her zaman sahip çıkarak yeniliklere açık olarak beklentilere cevap vermek olarak açıklayabilirim.

Mekanlarda akustik dengenin hayatımızdaki önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Akustik denge aslında direkt olarak mekanın işlevi ile ilintilidir. Örneğin bir konser salonunda temel amaç gerek dinleyicilerin gerek icracıların sesi optimum kalitede ve düzeyde duymaları hedeflenir. Bunun için iç mekanda kullanılan akustik malzemelerin teknik özellikleriyle birlikte ses “harmanlanır”. Yani algılanan final ses kalitesi ve düzeyi üzerinde bu malzemelerin “iyileştirme yapması, katkı sunması” beklenir. Halbuki bir ses kayıt stüdyosunda temel amaç, kaydedilen sesin “olduğu gibi ve duyulduğu gibi” kaydedilmesidir. Yani akustik malzemelerden burada beklenen, sesin mümkün olduğunca “nötr” halde işlenmesidir. Veya bir çağrı merkezinde temel hedef, ortamdaki toplam gürültü düzeyinin azaltılması ve konuşma mahremiyetinin sağlanmasıdır. Dolayısıyla mimari ve akustik tasarım yapılırken mekanın işlevi ile kullanıcı arasındaki akustik dengeyi doğru sağlamak en önemlisidir aslında. Hedef yanlış belirlenirse kullanıcılar için denge bozulur ve akustik ortam kullanıcılar için rahatsız edici bir ortama dönüşür.

Hangi mekanlarda akustik çözümlere daha çok ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorsunuz? Gelecekte değişen bir durum olacak mı?
Aslında farklı işlevli hemen her hacim için belirli bir oranda akustik konfora ihtiyaç vardır. Burada önemli olan ilk şey mimar ve/veya iç mimarın bunun bilincinde olmasıdır. Üniversitelerde verdiğim derslerde ve katıldığım söyleşilerde de mimarlara, mimarlık ve iç mimarlık öğrencilerine bu konularla ilgili bilgilendirme yapmaya gayret ediyorum. Mekanı tasarlayan kişi en azından bu hacimde bir akustik konfor gereksinimi olduğunu bilmeli. Bu bilinç pek tabii ki ilk önce üniversitelerin mimarlık, iç mimarlık fakültelerinde verilmeli. Verilmediği durumda sadece konferans salonu, konser ve tiyatro salonu gibi hacimlerde akustik çözüm gerektiği gibi yanlış bir algıya kapılmak mümkün. Bu nedenle, daha çok ihtiyaç duyulmasından ziyade daha çok akustik çözüm “talep edilen” mekanlar genelde yukarıda saydığım tarz hacimler oluyor. Akustik çözüm “ihtiyacı” ise daha çok, akustik önlem alınmamış hacimlerde maruz kalınan akustik olumsuzluklardan sonra karşımıza çıkıyor. Ancak son dönemlerde özellikle konutlarda, ofislerde, çağrı merkezlerinde, sanayi tesislerinde gerek mevcut durumda duyulan rahatsızlıklardan sonra gerek daha tasarım aşamasında akustik çözüm isteyen firmaların sayısı artıyor. Bu sevindirici bizim açımızdan. Mayıs 2018’ de artık ülkemizde de “Ses Yalıtımı Yönetmeliği” yürürlüğe girecek. Bu bağlamda akustik konfor artık “lüks” olmaktan daha da fazla çıkarak bir “gereksinim” ve “sağlanması gereken” bir konfor şartına dönüşecektir diye düşünüyorum.

Türkiye’de “Akustik Danışman” olmak hakkında neler söyleyebilirsiniz? Türkiye’deki akustik algısı ile dünyadaki algı arasında ne gibi farklar var?
Türkiye akustik konusunda da gelişmekte olan bir ülke. Bundan on yıl önce “akustik danışmanlık” konusu çok daha az bilinen ve daha az talep gören bir konu idi. Günümüzde ise özellikle önde gelen mimarlık firmaları ve müteahhit firmalar sıklıkla akustik danışmanlık almaya başladılar. Ancak halen Türkiye’ de akustik konfor en pahalı projelerde bile özellikle müteahhit firmalarca maalesef “lüks” olarak görülmekte. Ve akustik danışmanlık alınması büyük ölçüde kullanıcıların akustik konusunda bilinçlenmesi ve şikayetlerin artması sonucu zorunlu olarak yapılan bir eylem. Tabiri caizse “sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yiyor” diyebiliriz. Özellikle dünyanın gelişmiş ülkelerinde ise akustik artık “konfor şartı” olarak benimsenmiş ve zaten yapılması gereken bir kalem olarak görülüyor ki zaten yürürlükte olan yönetmelikler de akustik olarak sağlanması gereken değerler tanımlanmış. Bunların sağlanması gerekiyor. Ülkemizde de akustik konusunun önem kazanması aslında ağırlıklı olarak yabancı firmaların Türk firmalara yapılmasını zorunlu kıldığı kriterler sonucunda gelişmeye başlamıştı. Günümüzde ise artık bu kriterler yerli firmalar tarafından da kanıksanmaya başlandı. Bu olumlu bir gelişme ve daha da iyi olacak. Özellikle Ses Yalıtımı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesi ile bu konu artan bir ivmeyle gelişmeye devam edecektir.

Mekanlarda akustik dengenin sağlanabilmesi için hangi Knauf ürünlerini tercih ediyorsunuz? Neden?
Knauf tabii Türkiye’de de akustik konusunda yapılan işlerde ilk sırada geliyor. Gerek ürün çeşitliliği, gerek ürünleri ile ilgili teknik verilerin, test sonuçlarının en ince ayrıntısına kadar olması biz akustik danışmanlar için de güven verici oluyor. Ürünlerin Türkiye’de de üretilmesi, kaliteli olması, kolay ulaşılır olması ve teknik desteğin yeterli düzeyde olması da Knauf ürünlerine talebi artırıyor. Ben hacim akustiği düzenleme konusunda Cleaneo® ve Heradesign® ürünlerini projelerimde sıklıkla severek kullanıyorum. Ayrıca gürültü denetimi konusunda farklı Alçıpan® çeşitlerini farklı işlevli mekanlara göre sıklıkla kullanıyorum. Ama bu birkaç yıldır favorim Diamant® açıkçası. Fiyat ve performans olarak bence müthiş. Son olarak tozuma sıkıntısı olmaması ve kolay uygulanabilirliği açısından Knauf Mineral Plus ürününü de sevmekte ve kullanmaktayım.