Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Cem Yomralıoğlu

Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Cem Yomralıoğlu

Bize, kendinizden ve mesleğinizden bahseder misiniz?


1987 yılında liseden mezun olduktan sonra, Anadolu Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü kazandım. 1991’de “İnşaat Mühendisliği” bölümünü bitirdikten sonra Türkiye’de büyük firmalar ile çalıştım. 1991 senesinden beri hiç ara vermeden, fiili olarak çalışmaktayım. Çalıştığım firmalar arasında Tekfen, Sinpaş ve Sadi Şener var. Yaklaşık 11 senedir de Ofton İnşaat’ta çalışıyorum. Ofton İnşaat’ta değerli projeler ürettik ve hala üretmeye devam ediyoruz.

Meslek hayatınız boyunca içinde yer aldığınız ve unutamadığınız bir proje var mı?


Buna Ofton’dan bir örnek verebilirim. Ofton İnşaat’ta yaptığım Elysium Serene projesi, Kandilli’de yapmış olduğumuz çok elit bir proje. Bizim için gurur kaynağıdır. Hem yüksek katlı olmaması hem de büyük bir peyzaj alanında düzgün yapılmış binalar olması projenin kayda değer bir proje olmasını sağladı. O proje bizim için her zaman gurur kaynağı olarak yerini korumaktadır.

Mesleğiniz açısından baktığınız zaman, Türkiye ve dünya arasında farklar görüyor musunuz?


Türkiye’de bu iş iyi bir şekilde yapılabiliyor. Yani bence, her türlü inşaat kalemi mevcut. Hızlı şekilde yapıldığını da görüyorum. Ama tabii ki, yer yer kötü yaptığımız binalar da ne yazık ki var. Yani, çevrede yapılaşma ve görüntü kirliliği sorunları da mevcut. Tabii görüntü kirliliğine belediyelerin el atıp buna proje aşamasında engel olması lazım. Türkiye’de bu yapı tam olarak oturmuş değil. Yani kötü çizilmiş cephe projeleri de ne yazık ki yapılıyor, ama yapılmaması lazım. Bundan dolayı bir uyumsuzluk ortaya çıkıyor.

Biraz çalışma süreçlerinizden bahsedebilir misiniz?


Süreçlerimiz şöyle ilerliyor: Biz mimari projeden gelen çalışmaları inceliyoruz. Eğer uygun olmayan bir veri varsa bunu mimarlar ile paylaşıyoruz ve tekrar revize edilmesini istiyoruz. Daha sonrasında kendi ofisimizde, projeleri detaylı inceleyerek şantiyedeki uygulama firmalarına sunacak şekilde son kontrollerini yapıyoruz. Daha sonra o projeyi sahaya sürüyoruz. Yani ofis çalışmalarımızı ve saha takiplerimizi ileri bir süreçte sahada sorun çıkmasın diye kuvvetli bir şekilde yapıyoruz. İşi iki kere yapmamak için mümkün olduğunca gayret ediyoruz. Özellikle cephe ve izolasyon işlerinde çok dikkatliyiz. Bunlarla ilgili bir sorun çıkmaması için işi profesyonel firmalara yaptırıyoruz.

Verimli sonuçlara ulaşmak için çalıştığınız kişilerin de seçimi çok önemli, siz çalışacağınız kişi ya da firmalara karar verirken nasıl faktörleri değerlendiriyorsunuz?


Daha önce çalışmış olduğumuz firmaları bildiğimiz için, tecrübelerimizden dolayı sorun yaşamıyoruz. Mümkün olduğunca firmaları değiştirmemeye çalışıyoruz. Bunlar, bizim için hem denenmiş firmalar hem de ideal ve teknik anlamda sorun çıkarmayan firmalar. Profesyonel firmalar ile çalışıyoruz. Tanımadığımız firmalarda da daha önce yaptıkları işleri mümkün olduğunca araştırıyoruz. Araştırma sonucuna göre firmayı bünyemize dahil ediyoruz. Ama genelde çalıştığımız firmalarla en az 10 yıldır birlikteyiz.

Sizce başarılı projelerin olmazsa olmazları nelerdir?


Tabii mimari grup burada çok önemli. Her şey düzgün çizilmiş bir projeyle başlıyor. Çizimi ve iç mimarisi düzgün yapılmış, cephesi düzgün tasarlanmış bir proje olması aslında işin bir numaralı kıstasını oluşturuyor. Sonrasında içeride ve dışarıda yaptığımız imalatların kalitesi de firmanın genel durumunu ve kalitesini belirliyor.

Projelerinizde neden kuru yapı sistemlerini tercih ediyorsunuz?


Kuru yapı sistemlerinde, malzemenin uygulamada sağladığı kolaylık önemli bir avantaj. İşimizi hızlandırıyor ve ölçüsel bir kolaylık sağlıyor. Diğer malzemelerde birtakım bekleme süreçleri oluyor. Bunda malzeme elimizin altında olduğu için her türlü ölçüyü her an istediğimiz şekilde değiştirme şansımız oluyor. Bu da işlerimizi büyük ölçüde kolaylaştırıyor.

Projelerinizde Knauf’u ve AQUAPANEL®’i seçmenizin nedenleri nelerdir?


Türkiye’de konut anlamında yapılmış en büyük binalardan biri olan Elysium Fantastic, yaklaşık 10.000m2 cephesi olan bir binaydı. Biz bu projede hızlı uygulamayla olsun, ölçeklendirme rahatlığıyla olsun AQUAPANEL® tecrübesini yaşadık. Tek tereddüdümüz vardı; malzemenin çatlamaması gerekiyordu. Bu veri önemliydi bizim için. Binayı 2010 - 2011 senesinde bitirdik, üzerinden yaklaşık 6 sene geçti. Ben hala binayı yer yer gözlemliyorum, binada herhangi bir çatlak oluşmadı. Bu malzemenin doğruluğunu gösteriyor.

Bununla birlikte tamamında masif duvar malzemesi kullanmadan sadece AQUAPANEL®, içerisinde taş yünü ve arkasında çift kat Alçıpan® kullandık. Bu deprem anında oldukça önemli bir avantaj sağlıyor; çünkü hasar riskini minimuma indiriyor. Güvenlik açısından da AQUAPANEL®’in ve Alçıpan®’ın oldukça büyük faydaları var.

Tabii biz, malzemeyi kullanırken kendi paketindeki sıvaları, fileleri kullandığımız ve Knauf’un profesyonel bayileriyle çalıştığımız için doğru uygulamayı yaptığımızı gördük. Bu bizim için kalite anlamında önemli bir veri ve yeni projelerimizde de Knauf’u tercih etmemizi sağlıyor.

Knauf sizin için neyi ifade ediyor?


Tek kelimeyle kaliteyi ifade ediyor.